Tarihte Ermeniler - Kaynaklar
19 Ağustos 2017 - Հակական տոմար - Տարի : 4510 / Ամիս : Նավասարդ / Օր : Անահիտ / Ժամ : Աղջամուղջ

Kaynaklar :

12 Kasım 2013  

Tarihte Ermeniler

Tarihte Ermeniler Tarihte Ermeniler
Ermenilerin Kökeni
Anadolu`nun bugün halen yasayan en eski kavimlerinden biri olan Ermenilerin kökeni kimi kaynaklara göre Urartular`a kadar uzanir. Tarihçilerin üzerinde uzlastigi temel görüslerden biri ise, Ermenilerin, M.Ö. 700`lerde Firat`in dogusuna yerlesen Hint-Avrupa kökenli Phrygialilar`in bir kolunun, bölgenin eski halklarinin kalintilari (Urartular, Hurriler) ve Kafkas kökenli halklarla karismasindan meydana geldigidir.Çevreden gelen sürekli akinlarla yasadiklari bölgede ayakta kalmaya çalisan Ermeniler`in tarihi, bitmek bilmeyen bir devlet kurma ve yitirme mücadelesini anlatir. Basta Iranlilar, Romalilar, Bizanslilar, Sasaniler, Araplar ve çesitli Türk Beylikleri olmak üzere pek çok ulusla savasan, tarih boyunca çogu zaman kendi topraklari üzerindeki egemenliklerini yitiren Ermeniler, buna ragmen dillerini ve kültürlerini yasatmayi, kisaca var olmayi becerebildiler.

Ninova Kütüphanesinde Bulunan Kitaba Göre Ermenilerin Kökeni Mar Apas Katina`nin Ninova kraliyet arsivinde buldugu bu kitaba göre, tufandan sonra, dünyaya, Nuh Peygamber`in ogullari Zirvan, Didan ve Habedoste, yani Sem, Kam ve Hapet hükmetti. Ermenilerin atalai ise Hapet`in soyundan geldiler. Hapet`in ilk oglu Komer`dir. Onun oglu Tiras`in evlatlari, Askanaz ve Torkom adlarini tasir. Torkom`un oglu Hayg ise Pel`in istibdatina karsi isyan etmistir. Nemrut diye de anilan Pel ise Kam`in yani Didan`in soyundan gelmistir. Mar Apas Katina`nin, iste bu kitaptan, Yunan ve Asur harfleriyle kopya edip, Nusaybin`de kral Vagarsag`a sundugu bölüme göre Ermeniler`in tarihi böyle baslamis. Yakisikli, korkusuz, çok iyi ok atan, belagati üstün, yaratici zekaya sahip Vagarsag bu kitabi almis, hazinelerin en kiymetlisi sayarak sarayinda özel ihtimamla korumus, bir bölümünü de bir heykele kaydetmelerini, ölümsüzlestirmelerini emretmis.

Mar Apas Katina`niri Ninova`dan getirdigi Ermeniler tarihi söyle basliyor: "Ilk tanrilar görünümleriyle ürkütücü ve görkemliydiler. Pek çok güzelliklerin, bu arada dünyanin ve insan soyunuin baslangicinin nedeniydiler. Tanrilardan, heybetli bir devler nesli olustu. Biçimsiz, iri yapili bu devler, bir kule yapmayi kararlastirdilar küstahça; bu düsüncelerini uyguilamaya geçtiler. Tanrilar kizdi, müthis bir firtina patladi, kule yikildi. Bütün diller karisti, gürültü ve saskinlik her yani sardi. Iste bu devlerden biri, Habedoste`nin soyundan gelen güçlü okçu, namli bey Hayg idi."

Hiristiyanlik ve Ermeniler
Ermeniler, Hiristiyanlik`la ilk olarak M.S. 1.yüzyilda tanisti. Isa`nin havarilerinden Aziz Tadeos, Aziz Bartolomeos ve takipçilerinin çabalari sayesinde o güne dek putperest olan genis bir Ermeni toplulugu Hiristiyanligi kabul etti. Romalilar`in buna karsi çikmasina, 197 ve 230 yillarinda, Anadolu`da yasayan Hiristiyan Ermeniler`i kirimdan geçirmesine ragmen Hiristiyanligin Ermeniler arasinda yayilmasi durdurulamadi. Nihayet 301 yilinda, Aziz Krikor`un önderligi sonucunda 3. Dirtad, Hiristiyanligi Ermeni Kralligi`nin resmi dini olarak kabul etti.

Kutsal metinlerin Ermenice`ye çevirilmesi ihtiyaci, Aziz Mesrob`un 404 yilinda Ermeni alfabesini yaratmasiyla sonuçlandi. Altin Çag olarak adlandirilan bir kültürel devrimin kapilarini açan bu gelisme, Ermeni ulusunun ileride, çesitli imkansizliklar altinda bile varligini koruyabilmesini saglayan en önemli unsur olacakti.

451 yilinda toplanan Kadiköy Konsili`nin kararlarini benimsemeyen ve o tarihten bu yana Hiristiyanlik içerisinde bagimsiz bir kol olarak yasamayi sürdüren Ermeni Kilisesi, bugün sekiz milyonu askin üyesiyle, dünyada 50 milyondan fazla üyesi bulunan Kadim Ortodoks Kiliseler ailesine mensuptur.

Bizans Baskentinde Ermeniler
Istanbul Dogu Roma Imparatorlugu`nun merkezi olduktan sonra, 360 yilinda Ermeni Katolikosu (Baspatrik) 1. Nerses`in Yassiada`ya sürüldügü sirada baskentte küçük bir Ermeni cemaati zaten vardi. Bizans Imparatorlari 6. ve 10. yüzyillarda Ermeniler`in Istanbul`a göçünü tesvik ettiler.

Katolikos 2. Hovhannes (565-574), Persler`e karsi basarisiz bir isyandan sonra, birçok Ermeni soylusunun refakatinde Istanbul`a sigindi. Ermeniler kendi dilleriyle ibadete basladilar, Bizans ordusunda parali asker olarak görev yaptilar ve imparatorluk içinde yüksek makamlara eristiler. Imparator Moris, Mezizios, Imparator Filipikos-Vartan, Ardavazd, Alexios Museles, Bardanes, Arsaber, Leo V, Imparator Makedonyali Vasil, Romanos-Lekapenos gibi birçok Bizans yöneticisi, Sezar Bardas, Gramerci Ioannis, Fotios ve Filozof Leo gibi bilim adamlari tamamen ya da kismen Ermeni idi. Depremden zarar gören Aya Sofya`nin kubbesinin onarimini üstlenen mimar, Ani`li bir Ermeni`ydi ve Dirtad adini tasiyordu.

Osmanli Döneminde Istanbul Ermenileri
Ermeni cemaati ile yakin iliski içerisinde olan Fatih Sultan Mehmet, Bizans döneminde Bati Anadolu, Trakya ve Balkanlar`daki Ermeniler üzerinde nüfuzu olan ve o tarihe dek Bursa`da bulunan Ruhani Reislik makamini 1461 yilinda Patriklik seviyesine yükseltti. Müslüman bir Sultan`in bir Hiristiyan Patrikligi`ni tesisi, daha önce benzeri görülmemis bir olay olarak tarihe geçti.

15. ve 18. yüzyillarda, Kirim, Dogu Anadolu, Iran ve Kafkasya`dan birçok Ermeni Istanbul`a göç etti. Giderek genisleyen Osmanli topraklarindaki tüm Ermeni cemaatleri Istanbul Ermeni Patrigi`ni milletbasi olarak tanidilar.

Istanbul`daki ilk Ermeni matbaasi, bir din adami olan Apkar Tibir tarafindan açildi (1567). Bitlisli 9. Hovhannes Golod Istanbul Patrigi seçilince (1715) Ermeni cemaatinin yasaminda kültürel bir rönesans basladi. Bati Ermenicesi grameri hazirlandi. Ruhbanlik disi ilk Ermeni okulu Tibranots Kumkapi`da ögretime açildi (1790). Istanbullu`larin ilk Ermenice gazetesi, Lro Kir Medzi Derutyan Osmanyan (Büyük Osmanli Devleti Gazetesi) yayimlanmaya baslandi (1832). Ilk Istanbul Ermeni tiyatro kumpanyasi Hasköy`de perdelerini açti (1858). 1850`lerin sonunda, Ermeni okullarinin sayisi yalnizca Istanbul`da 40`i asiyordu. Yayimlanan Ermenice gazete sayisi ise 20`yi buluyordu.

Ermeni Katolik cemaati özellikle Fransiz Elçisi`nin çabalariyla 1831 yilinda Istanbul`da resmen olustu. Bu tarihten 20 yil kadar sonra, 1853`te bu kez Ingiliz Elçisi ile Amerikali misyonerlerin çabalari sonucunda, Ermeni Protestan cemaati kuruldu.

Ermeni cemaati 15. ve 19. yüzyillarda Osmanli Imparatorlugu`na sayisiz devlet ve bilim adami, pek çok degerli sanatçi verdi. Ermeni mimarlar baskent Istanbul`u camiler ve saraylar basta olmak üzere, birbirinden güzel yapilarla donatti. Bu yapilarin pek çogu bugün de ayakta duruyor ve kenti süslemeye devam ediyor.

Ermeni cemaatinin kendi sosyal ve kültürel meselelerine iliskin talepleri 1840`li yillardan baslayarak, çesitli olusumlarla Bab-i Alî`den karsilik buldu. Sultan 1. Abdülmecit`in emriyle, Ermeni cemaatinin yönetimi için ilk resmi Ruhanî ve Cismanî Meclisler 1847 yilinda olusturuldu. Nizamname-i Millet-i Ermeniyân adini tasiyan cemaat tüzügü ise 17 Mart 1863`te Sultan 1. Abdülaziz tarafindan onaylandi. Halkin iradesine önem veren ve toplum yöneticilerini seçimle göreve getiren Nizamname, ülkemizdeki halkçilasma sürecinin belki de ilk yazili belgesi oldu.19. yüzyilin sonlarina dek, Istanbul Ermeni Patrikligi`ne Orta Dogu`dan Avrupa`ya, Kuzey Afrika`dan ABD`ye çok genis bir cemaat toplulugu bagli bulunuyordu. Ancak, Osmanli Imparatorlugu artik çözülme sürecine girmisti. Çesitli milletler imparatorluktan ayrilip, bagimsizliklarini ilan ettiler. Osmanli Ermenileri`nin büyük çogunlugu Osmanli Devleti`nin gelecegine olan inancini sürdürüyordu, ancak bazilari, mevcut kargasa ortaminda can ve mal güvenliginden endise duydugunu ifade ederken buna kültürel otonomi gibi taleplerini de ekliyordu. Küçük bir azinlik ise bagimsizlik kazanmanin pesindeydi. Büyük devletlerin de çabalari sonucunda, kadim Türk-Ermeni dostlugu yavas yavas yerini güvensizlik ortamina birakti. Ermeni literatürüne Medz Yegern (Büyük Felâket) olarak geçen tehcirin sonuçlari yikici oldu (1915).

Cumhuriyet Döneminde Ermeniler
1923`te Mustafa Kemal Atatürk`ün kurdugu yeni Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Osmanli`daki çok milletli sistem kaldirilarak, ulus devlet ve vatandaslik sistemi benimsendi. Ermeniler resmen azinlik statüsüne geçtiler. Istanbul Ermeni Patrikligi 1922-27 arasinda 5 yil patriksiz kaldiktan sonra Muslu I. Mesrob Türkiye Ermenileri`nin 80. Patrigi oldu. Medeni Kanun`un kabulüyle birlikte Osmanli döneminde uygulanan her cemaati kendi dini yasalarina göre yönetme sekli ortadan kaldirildi. Patrikler cemaatin dini ve sosyal kurumlarinin ruhani gözetmeni sayildi.

1928 yilinda Roma’da toplanan Ermeni Katolik Episkoposlar Konferansi Gatogigoslugun tekrar dogum yeri olan Lübnan’a nakledilmesini yerinde buldu. 28 Haziran 1928 tarihli karaname ile Istanbul Gatogigos patrikligi siradan bir Basepiskoposluga dönüstürüldü. Günümüze kadar bu mevkii de bulunan Basepiskoposlar Mgr. Hovsep Rokosyan 1928-1930,Mgr. Vahan Kiçuryan 1930-1936,Mgr. Bogos Kireçyan 1936-1965,Mgr. Hovhannes Çolakyan 1967-2016, Mgr Levon Zekiyan 2016 dan günümüze

1935`te Vakiflar Kanunu Resmi Gazete`de yayimlandi. Kilise, okul, hastane, yetimhane gibi Ermeni kurumlarinin bagli oldugu tüm vakiflar, Vakiflar Genel Müdürlügü`nün denetimine geçirildi. 1942`de çikartilan Varlik Vergisi Kanunu tüm diger azinliklar gibi Ermeniler üzerinde de yikici etkiler yaratti.Cumhuriyet döneminde açilan ilk ve tek ruhban okulu, Üsküdar`daki Surp Haç Tibrevank Ruhban Okulu oldu (1954). Ancak 1969`da okulun teoloji bölümü Istanbul Milli Egitim Müdürlügü`nce kapatildi.

Ermeni cemaati Kurucu Meclis`e oldugu gibi, daha sonraki yillarda T.B.M.M.`ye de milletvekilleri gönderdi. Dr. Zakar Tarver ve Migirdiç Sellefyan`dan sonra, 1960 tarihinden itibaren ise Meclis`te hiçbir Ermeni milletvekili yer almadi.

Türkiye Ermenileri Patrikligi`nin 500. kurulus yili 1961 yilinda kutlandi. Yetim bir tehcir çocugu olan Yozgatli Patrik I. Snorhk, yurtdisinda Türk diplomatlarina yönelen terörizmin giderek tirmandigi zorlu bir dönemde görev yapti. Verdigi demeçlerde, diaspora Ermenileri`nin Türkiye aleyhtari gösterilerini hiçbir zaman onaylamayacagini bildirdi. Ilk kez bir Cumhuriyet çocugu, Istanbullu II. Karekin, Türkiye Ermenileri 83. Patrigi seçildi (1990). Cemaati 2000`li yillara tasiyacak olan 84. Patrik ise Istanbullu II. Mesrob oldu (1998).

Bu topraklardaki geçmisi 2700`ü yili asan Türkiye Ermenileri, bugün 70 bini askin üyesiyle Türkiye Cumhuriyeti`nin en büyük azinlik nüfusunu olusturuyor. Büyük çogunlugu Istanbul`da olmak üzere 33 kiliseye, ilk, orta ve lise derecesinde 20 egitim kurumuna sahip olan Türkiye Ermeni Cemaati ayrica, hastane, vakif, dernek gibi çesitli cemaat kurumlarini da kendi bagislariyla ayakta tutuyor.

Kaynaklar:
Anna Turay
Mitolojik Ermeni Tarihi Kegam Kerovpyan



Anket Tüm Anketler

+