Bayramlar - Kaynaklar
28 Nisan 2017 -    Հակական տոմար - Տարի : 4509 / Ամիս : Ահեկան / Օր : Սիմ / Ժամ : Ճառագայթեալ

Kaynaklar :

12 Kasım 2013  

Bayramlar

Bayramlar Bayramlar
Paganizmden Hrıstiyanlıga Ermeni Bayramları
Halk kültürünün en önemli dışavurumu olan bayramlar toplumların geçmişini, dünya görüşünü, tarihini ve estetik beklentilerini yansıtır. Özellikle halk bayramları yalnızca o kültüre özgü yerel kutlamalar değil, toplumun varoluşunun ta kendisidir. Diğer yandan, eğer varlığını ifade eden, geçmişini ve bugününü onaylayan bayramları olmazsa bir toplum, toplum olmaktan çıkar.

Ermeni halk bayramları da bir anlamda halkın yarattığı, ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı gelenek, kültür ve tarih birikimi ile yaşam felsefesinin toplamıdır. Bugün kutlanan Ermeni bayramlarının ve yortularının kaynağı antik dönemlere, belki de daha öncelerine dayanır. Araştırmacılar tarih ve tarih öncesi zaman dilimlerinde bayram kutlamalarının, güneş ve ateş ile su ve toprak tapınmasına, Paganlık döneminde totemlere, çoktanrıcılıkta doğal ve doğaüstü olay ve güçlere, özellikle de toprağın işlenmesi sürecini koruyan güçlere adandığını açıklıyorlar.

Ermeni ulusunun Hristiyanlığı resmen kabul edişinden (301) sonra ise bayramlar yeni dine uyarlanmaya, Hıristiyanlıkla bağdaştırıl maya çalışılmış, sırasıyla Dzmunt (Doğuş), Dearnıntaraç (İsa`nın mabede sunulması), Surp Sarkis (Aziz Sarkış), Paregeııtan (Karnaval), Dzağgazart (İsa`nın Kudüs`e girişi), Zadik (Diriliş - Paskalya), Hampartsum (Göğe yükseliş), Azt-vadzadzin (Meryem`in göğe almışı - ya da üzüm kutsanması), Vartavar, Surp Khaç (Kutsal Haç) ve daha pek çok yortular Kilise tarafından kabul edilmiş, halk tarafından da benimsenerek 17 yüzyıldan beri kutlanagelmiş.

Hristiyanlık, geleneksel Ermeni bayramlarını kendi kalıplarına göre şekillendirirken, ona koşut olarak halk kültürü de kendi göreneklerini sürdürdü. Sonuçta, örneğin, Hristiyanlık çoktanrılı dönemin ateşe tapınma Mihr kültünün yerine Dearnıntaraç`ı, ya da halk dilinde söylenmiş şekliyle Dermdez`i getirdi ve yine halk diliyle söylemek gerekirse "Hem kandil yağlandı, hem şamdan paklandı".

Gağant
Ermenilerin yılbaşına verdikleri ad. Gağant, zengin bir ziyafet sofrasıyla eş anlamlıdır. Bütün aile biraraya gelir ve gece yarısına dek sofrada birlikte olunur. İstanbul’lu Ermeniler, yılbaşı için günler öncesinden alışverişe başlarlar. Zeytinyağlı yaprak ve midye dolması, topik, hindi ve anuşabur (aşûre) yılbaşı sofrasının vazgeçilmez yiyecekleridir. Yılbaşının sabahında, erkekler ne kadar yorgun ve uykusuz olurlarsa olsunlar işyerlerini bir-iki saatliğine açar ve evden getirdikleri bir narı kırarak tanelerini etrafa serperler. Yeni yılın ilk sabahında kırılan narın yıl boyunca bereket getirdiğine inanılır. Dzununt Ermeniler, Noel`i, yani Doğuş Yortusu`nu, diğer Hıristiyan mezheplerden farklı olarak, Vaftiz Yortusu ile birlikte 6 Ocak tarihinde kutlar. Ermeni çocuklar, 5 Ocak gecesi "Melkon, Kaspar yev Bağdasar, avedis" şarkısını söyleyerek evleri dolaşır ve İsa`nın doğumunu müjdelerler. Çocuklara küçük hediyeler ve bahşiş verilir. Melkon, Kaspar ve Bağdasar, İsa doğduktan hemen sonra hediyelerle onu ziyarete gelen üç çobandır. Doğuş Yortusu`nda aile bir araya gelir ve o gün akşam yemeğinde mutlaka balık yenir. Katolik Ermeniler ise Doğuş Yortusu`nu, diğer Katolikler gibi, 24 Aralık`i 25`e bağlayan gece ve 25 Aralık`ta kutlar.

Beyaz atlı bir Aziz SURP SARKIS
Eski Ahit`in son, Yeni Ahit`in ise ilk azizi olan Hovhannu Garabet`in (Vaftizci Yahya) hemen ardından gelen Surp (Aziz) Sarkis, halk arasında `kız kaçıran` adı ile anılır. Ancak isim kutlamaları birbirini izleyen azizlerin karakterleri birbirleriyle taban tabana zıttır. Cinsi latife karşı tavır alan Surp Garabet`e karşın Surp Sarkis ehlikeyf bir Aziz olup karşı cinse sevgi ve saygı duymuş ve onlar tarafından sürekli aranmıştır. Bunun yanı sıra, yaz tatiline gitmeyen, tek Aziz olan Surp Sarkis, kendisinden önce isim günü kutlanan tüm azizlerin takvim içinde zaman zaman mekik gibi kâh yaza, kâh kışa gidip gelmelerine karşın yerinde didig edip oturmuş ve kendisini yaratan Ermeniler gibi göçsever olmamıştır.

"Bundan böyle her kim yıl içinde yedi gün başaklar anısına perhiz ve oruç tutar ve Cuma günü "pokhint" ile (buğday ya da arpa unu ve rup ya da balla pişirilmiş bir cins yağsı/ kete) oraç açar ise muradım yerine getir, sevdiğine bağışla."

Kırsal kesim Ermenileri bu perhiz ve oruç günlerinde Surp Sarkis`in putperest bir kızı Hristiyanlığa çevirip beyaz atının terkisinde Bizans surlarından kaçırdığına ve Şubat ayının dondurucu soğuğuna aldırmadan Kalkedon`dan (Kadıköy) Ararat Dağı`nın karlarla kaplı zirvesine kadar sürecek yolculuğu sırasında orucunu tutanların evlerine uğradığına; dahası üzeri haç işaretli plit (bir çeşit çörek) veya pokhintlere atının nal izini bıraktığına inanır.

Diyarnıntaraç
Eski Ahit`te "İlk doğan her erkek çocuk Rab`be adanmış sayılacak" denir. İsa da buna uygun olarak sünnet edildi ve kırkında Kudüs`teki tapınağa götürüldü. Ermeniler, İsa`nın doğumunun 40. gününü ve tapınağa sunuluşunu 14 Şubat`ta kutlar. Yortu arefesinde, günbatımında, kilisedeki kutsal sofra üzerindeki mumdan alınan ışık, ellerinde mum tutan halka dağıtılır. Bu ışığın tüm uluslara yönelik olduğunu vurgulamak için doğu, batı, kuzey ve güneye dönülerek kutsama yapılır. Halk kilisede yaktığı mumu söndürmeden götürür ve evindeki mumu onunla yakar. Bu, o ailenin Rab İsa tarafından aydınlatıldığını ifade eder. Diyarnıntaraç, halk arasında "ateş gecesi" olarak da bilinir. Bu günün Hıristiyanlık öncesinde bir tür Hıdırellez olarak kutlandığı söylenir.Diyarnıntaraç adının kaynağı bir tahmine göre `Mihr` ateş tanrısının şerefine tertip edilen ayinlerle aynı gün `Tir` (Dir) adlı tanrının iyi ve kötü yazgıları gerçekleştirdiği Grog (yazgici) diye bilinen bu tanrinin iyi ve doğru olanı yazmasını dilemek için bu şenliklerin tertiplendiği, Tir adından da Teritas veya Diyarnıntaraç ın türediğidir.

Vartanants
O dönemde ateşe tapmakta olan İranlılar`ın, Hıristiyanlığı seçen Ermeniler`le MS 451 tarihinde yaptığı din savaşının anısına kutlanır Aslında savaş yitirilmiştir. Ancak Başkumandan Vartan`ın efsanevi cesareti, halkın, orduyla omuz omuza savaşması ve savaşın sonunda yine Hıristiyan kalmış olması nedeniyle bu savaşın Ermenilerin tarihinde, büyük zaferlerden daha önemli bir yeri vardır. Vartanants Günü`nde, savaşta yitirilen bini aşkın insanın anısına, herhangi bir kutsal güne bağlı isimleri olmayanların isim günü kutlanır.

Pun Paregentan
Ermeniler, Büyük Oruç`un arefesinde Pun Paregentan adı altında karnavalı kutlar. Günbatımıyla Medz Bahk`a (Büyük Oruç) girilir. Bu tövbe dönemidir, amacı dua ve oruçla yürekleri sınayıp, inananları Diriliş Yortusu`na hazırlamaktır. Pun Paregentan`da yenir, içilir, eğlenilir. Herkes çeşitli kılıklara girip, komşularına, arkadaşlarına şakalar yapar. Büyük Oruç 7 hafta (50 gün) sürer. Bu sürede hayvansal gıda alınmaz. Günde tek öğün, akşam duasından sonra, sadece sebze ve tahıl yenir. Düğün yapılmaz, eğlence düzenlenmez. Hemen her kilisenin özel günü vardır, buralarda ayinler yapılır,halk kiliseleri ziyaret eder. Büyük Oruç`ta dargınlar barıştırılır, yoksullara erzak yardımı yapılır.

Zavzartar ve Teraf . DZAĞGAZART
Derındas ve Vartavar gibi Zarzartar da Hıristiyanlık öncesi dönemlerden bu yana kutlanagelen bir bayram. Zadik`in (Paskalya) bir hafta öncesi, Büyük Perhizdin 6. haftası sonunda, gelen Dzağgazart`ta, kilisenin mihrabından başlanarak evlere varıncaya kadar her yer çiçeklerle beğenir. Yer yer söğüt, bazı yörelerde ise zeytin, hurma dallan ve yaprakları ile donanır her taraf.

Zeytin ya da hurma dalı geleneği, Kutsal Kitab`a göre Mesih`i merkep sırtında Kudüs`e girişinde karşılayan müminlerin ellerindeki yeşillikleri temsil ediyor. Bu dallar kurutulup bir dahaki Dzağgazaıt`a kadar evlerde saklanır, dahası tütsü olarak da kullanılır.

Dzağgazart`ın hemen ardından Büyük Hafta başlar ve Zadik`in ertesinde, Merelotz`la (Ölüleri ziyaret) birlikte yedi hafta süren Büyük Perhiz dönemi son bulur.
Çok tanrılı dönemde, Ermeni Panteonu`nda Aramazt, Mihr, Anahit gibi baş tanrıların yanı sıra minik, ama doğaüstü güçlere sahip bir totemcik yer alır. Terap adlı bu totemcik rengârenk paçavralardan yapılmış bir bez bebek, sıradan bir kukla olup yer yer Huri, Nuri, Khuçgururig, Cici-Mama gibi farklı isimlerle anılırdı. Terap kutlamaları ise Derındas ve Dzağgazart açık hava kutsamaları (Antasdan), yani bahara girişle başlar ve sonbaharda, Khaçveratz yortusu ile son bulurdu.

Avak Şapat
Ermenilerin "Büyük Hafta"sı... Pazartesiden başlayarak hergün, İsa`nın çarmıha gerilmesi süreciyle ilgili önemli bir olayın anısı yaşatılır. Perşembe, İsa`nın son akşam yemeği günüdür. Aynı gün akşamüstü ruhaniler, kilisede küçük çocukların ayağını yıkar. İsa Peygamber, son gününde, sevgisinin ve alçakgönüllüğünün bir simgesi olarak, havarilerinin ayaklarını yıkamıştır. Perşembe, İsa`nın Romalı askerler ve Yahudi görevliler tarafından tutuklanması anısına gece yarısına dek ayin yapılır. Halk arasında bu gece "Latsi Kişer" (Ağlayış Gecesi) olarak bilinir. O akşam, yeşil mercimek yenir, mercimeğin Meryem Ana`nın gözyaşlarını simgelediğine inanılır. Cuma sabahı İsa`nın Haç`a gerilmesi ve insanlığın günahları için ölmesi, akşamüstü kaya mezarına gömülmesi anısına ayinler düzenlenir.

Surp Zadik
Ermeniler, Paskalya Bayramı olarak bilinen Surp Zadik`te (İsa`nın Yeniden Diriliş Günü), "Kristos hariav i merelots" (İsa ölülerden dirildi) ve karşılığında "Orhniyal e harutyun Kristos`i" (Kutlu olsun İsa`nın dirilişi) diyerek bayramlaşır. Surp Zadik`te insanlar birbirlerine kırmızı yumurta armağan eder. Yumurtalar geleneksel olarak kırmızıya boyanır, ancak değişik renklerde boyanmış olanları da vardır. Yumurta dünyayı simgeler. Dış kabuk gökyüzünü, zarı havayı, akı denizleri, sarısı ise yeryüzünü... Kırmızı rengi ise İsa`nın kanının tüm dünyanın kurtuluşu için aktığını gösterir. Surp Zadik`te ayrıca saç örgüsü biçiminde paskalya çöreği yapılır. Ertesi gün mezarlıklar ziyaret edilir.

Hampartsum
Surp Zadik`in 40. gününde Ermeniler, İsa`nın göğe yükselişini, Hampartsum`u kutlar . Aynı zamanda bu adı taşıyanların isim günüdür. Hıristiyanlık öncesinde, bir tür bahar karşılaması, Hıdrellez olarak kutlanır ve Vicag (niyet) adını taşırdı. O tarihlerde, Vicag gününde gençler yaylalara çıkıp eğlenirler, kendi aralarında niyet çekerek bahtlarını öğrenirlerdi. İstanbul`da da birkaç on yıl öncesine dek, Hampartsum`da Yedikule`deki marul bostanlarında piknik yapılır ve marul yenirdi. Ermenilerin büyük bir bölümü, bu günde Hampartsum sofrasından marulu eksik etmez.

Astvatsatsin veya Verapokhum Yortusu
Hıristiyanliğin kabülünden sonra Yeni Yil kutlamalari Isa Mesih in doğum gününe bağlanirken kuzey yarim küresi için bolluk bereket gunleri olan Ağustos ortalarina ( Eski = Navasart ) da Astvatsatsin ( Meryem Ana ) ya da Verapokhum ( Goge Aliniş ) bayramı yerleştirilmiş. Bunun bir nedeni de Kutsal Meryem in vefatinin Ermenilerin en önemli tanriçasi olan Anahit gününe rastlamasıdır. Bu günün arifesinde papaz sağ elinde makas sol eline hac alıp tören giysileriyle ve yardımcıları eşliğinde mumlar ve kandiller yakilarak manastır olan yerlerde manastırın bahçesine , olmayan köy ve kasabalarda muhtarın yada ağa nin bağina gidip açik hava ayini ( Andastan ) icra eder. Bu kutsamadan sonra bağlardan üzümler toplanir , ancak ertesi gün kilisede Masdotz ( Ayinler Kitabı ) ile kutsanmadikça üzüm yenmez. Kutsanan ilk salkim üzüm su kaynaklarına ve Haçkarların üzerine bırakılır. Ayni üzümden şarap fıçılarına da atılır bir salkim da evlerde bereket niyetine ertesi yıla kadar saklanır.

Vartavar, Vartivar
Vartavar bayramı ya da yortusu Ermenilerin binlerce yıldan beri kutladıkarı efsaneye göre Tufanla ilgili bir bayramdır. Eskiden beri bu gün tüm ibadethaneler renk renk çiçekler güllerle bezenip donatıldığından Vartavar ( vart = Ermenice de gül ) denilmiştir..Tufandan kendisini ve ailesini kurtaran Tanrıya şükranlarını sunmak üzere Nuh un kurban kesip güvercin uçurduğu günün her yıldönümünde Ermeniler de yağmuru anımsamak için birbirinin üzerine su atarak ıslatırlar dahasi ( eğer varsa ) birbirlerini göl veya akarsulara iterlerdi. . İnsanların birbirini ıslatması dışında Vartavar günü güvercin uçurmak adak adamak kurban kesmek gibi gelenekler dışında büyük şenlikler tertiplenirdi. Bu arada bir parantez acip hristiyanlik öncesi Ermeni Bayram ve kutlamalarında yeni dinin kabulu ile halkın alışkanlığı gözönüne alınarak hristiyan bayram veya yortularının denk getirildiğini belirtmek gerekir. Böylece putperest dönemin en önemli günü olan Navasard – Yilbaşı hristiyanlığın kabul edilmesinden sonra Asvatzatsin = Aziz Meryem Ana nın göğe alınışı ( vefatından üç dört gün sonra yani Verapokhum ile çakıştırılmış ve her yıl Ağustos ortalarında ( Navasart ayının birinci günü ) yeni yılın şükran duasına çıkan insanlar bu kez ürün olarak üzümü kutsayıp kiliselerde dua etmeyi adet etmişlerdir.

Buna koşut olarak Nevruz da Dearintarac ya da halk ağzıyla söylendiği haliyle Dirindez veya Terintas ile eşleşmiş ve ateşe tapmaya da kutsal ışık alev geleneği hristyanlıga girmiştir.Vartavar ise Ermeni ulusuna Hristyanlığı kabul ettirip devlet dini olmasını gerçekleştiren Aziz Grigor Lusavoric ( aydinlatıcı ) in Aziz Karabet in mezarını Kayseri den Mus`a nakletmesiyle Aziz Karabet yortusuyla birleştirilip kutlanmaya başlamıştır.Vartavar günü kırsal kesımlerde insanların birbirini göl ya da akarsulara iterek ıslatması olağan karşılanır. Islananların da bunu bir başkasına terkarlamasıyla dağı taşi inleten kahkaha ve çığlıklarla sürüp giderdi. Akarsuyu veya gölü bulunmayan yörelerdeyse çocuklar fiskeye denen oyuncaklara su doldurup birbirini ıslatarak oyunlarını sürdürürlerdi. Islanmaktan korkup da evlerine kapanan yaşlılar ise "Dışarıya çık seneye Vartavar`a kim öle kim kala" diye çağırır maşrapalara doldurdukları sularla ıslatır oyuna katılmaya zorlarlardı. Vartavar da at yarışları cirit veya değneklerle oynanan oyunlar tertiplenir yenilenler ıslatılarak oyun dışı bırakılırdı. Güreş tutulur galiplere güllereden örülmuş taçlar takılırdı. Gelin ve kızların danslarıyla sürdürülen şenlikler manda güreşiyle bir kat daha renklenirdi.

Astvatsatsin`den önce üzüm yenmediği gibi Vartavar dan önce de elma yenmezdi. Bazi yörelerdeyse Paskalya da armağan edilmesi gibi Vartavar da ince dallara geçirilmiş çiçek ve elmalar armağan edildiği bilinmektedir. Vartavar Muş yakınlarındaki Surp Karabet ( Aziz Karapet ya da halkın verdiği adla Çangi ) manastırına adağa gidenlerin , dönüşte dost ve yakınlarına ilaç niyetine Surp Karabet helvası ( Kudret helvası diye bilinen ve Gazpen-Manana adları verilen , yaprak veya çimlere gökten çiy gibi yağantatlı bir besin ) ile sakız armağan etmeleri geleneği vardı. Bu manastır Gusan veya Aşuğ` lara ( Halk Ozanı ) feyiz vermesiyle , onların meth-ü senasıyla meşhurdu. Ancak sazların ozanların piri olduğu farzedilen Surp Karabet`e adadıktan sonra bu insanlar Aşuğ ya da Gusan olmaya hak kazanırlar, köylerden kentlere dolaşırlar , kah neşeli , kah düşündüren manilerle dinleyenlerin yüreklerini hoplatırlardı.

Khacverats
Haç Yortusu. Ermeniler Kutsal Haç`ın özgürlüğüne kavuşmasının yıldönümü olan bu yortuyu 14 Eylül`e en yakın pazar günü kutlarlar (2000`de 16 Eylül). Pers İmparatoru Hüsrev, M.S. 610 tarihinde Herakleus`u yenilgiye uğratarak Kudus`ü işgal etmiş ve Kutsal Haç`ı İran`a götürmüştür. Bunun üzerine Herakleus Kutsal Haçı geri almak için büyük bir ordu kurarak Persler`le savaşır ve Hüsrev`i yener. Kutsal Haç 628 tarihinde tekrar Hıristiyanlar`a iade edilir. Bu olayın kutlandığı yortuda, Ermeni kiliselerinde pazar öğleden sonra törenler yapılır ve haç fesleğenlerle süslenir. Rumlar bu günü 14 Eylül`de kutlarlar.

Tarkmançats
404 yılında, Sahag Bartev ve Mesrob Maştotz adlı din adamları tarafından Ermeni yazısının bulunmasıyla, Ermeni kilisesi tarihinde "Altın Çağ" olarak tanımlanan dönem başladı. Surp Mesrob ve öğrencileri, Kutsal Kitap başta olmak üzere birçok eseri Ermeni diline çevirerek büyük bir aydınlanma ve kültür hareketi yarattılar; Yunanca ve Asurice`nin Ermeni kültürü üzerindeki egemenliğine son verdiler. Ermeniler bu nedenle, bu iki din adamını azizlik mertebesine yükseltti ve onları bir bayramla (Don Tarkmançats Vartabedats) anmaya başladı.

Kaynaklar :
Lraper


Çok Okunan Haberler

  • Bugün
  • Bu Hafta
  • Bu Ay
  • 2007
  • 2002

Anket Tüm Anketler

+