Anonim : Kanto Bitmemeli
18 Kasım 2018 - Հակական տոմար - Տարի : 4511 / Ամիս : Տրե / Օր : Մասիս / Ժամ : Առաւօտ

Anonim : Kanto Bitmemeli

Anonim

Anonim Tüm yazılarını göster..

12 Kasım 2011 Bu haber 3.069 kez okundu.  

Kanto Bitmemeli

Müzikal tarihimizde 1850'lerde başlayan kanto, günümüz kuşağı için 5 yıl öncesine kadar eski Ramazan eğlenceleri olarak anılıp, giderek unutulmaya terk edilmiş nostaljik bir anıdan başka hiç bir şey ifade etmezken, üç-dört kuşak öncesi İstanbulluları için çok sıcak ve tatlı anılar uyandırırdı. Genellikle tiyatro kökenli kadın sanatçılarımızın sahnelediği ve 19. yüzyıl başlarında ilk kez Güllü Agop'un tiyatrosunda görülen kanto, bu dönemlerden sonra yaklaşık yüz yıl kadar İstanbul'un müzik ve eğlence yaşamında büyük yankılar uyandırmıştır.

Kantolar, kendi aralarında çeşitli başlıklar altında bir kaç türe ayrılarak genellikle yaşam içindeki çeşitli olgu ve insan tiplemelerini konu alır, izleyiciye aktarırdı. Bunlar arasında aşkı konu alanlar, “Muhabbet” ya da “Sevda” kantosu; Çingenelerle ilgili olanlar, “Todi” kantosu; rakstan söz edenler ise, “Köçek”, “Efe” veya “Çoban” kantosu olarak adlandırılmışlardı.

Dönemin şartlarına göre oldukça şuh figürler içeren bir dans türü olarak algılansa da toplumsal yaşamdaki güncel bir takım etkileşimlerin sahneye uyarlanmış komik bir yansıması olan bu dans türü daha çok Ermeni kökenli bayan sanatçılarımız tarafından icra ediliyordu.
Galata ve Direklerarası dönemin en büyük isimleri Peruz, Şamiram, Baydzar ve Verjin gibi Kanto yıldızlarının neslinden gelen günümüzdeki son kanto temsilcisi ise Madam Ankine.

Oldum olası içten gelen bir tutkuyla bu sanat dalına ilgi duyan Ankine Hanım, bu dans türünü çocukluk yıllarından beri kendi kendine öğrenmiş alaydan yetişme bir kanto sanatçısı. 1978 yılında katıldığı kanto dalında yapılan beş yarışmada ise dört birincilik, bir de ikincilik almış. İlk olarak Tepebaşı Gazinosu, ardından Kazablanka ve Triano gazinoları.

Madam Ankine yıllar önce unutamadığı bir anısını şöyle dile getiriyor: “1979 yılında Nurhan Damcıoğlu'nu çıktığı gazinoda izlemeye gittik. Nurhan Hanım beni sahneye davet etti. “Kabak” kantosunu okurken heyecandan parçanın devamını unuttum; O da arkamdan Tumba çalarak bana moral vermeye çalıştı.”
19 yıldır özverili bir biçimde profesyonel kanto yaşamını sürdüren Madam Ankine, eşinden aldığı destekle bunca yıl ayakta kaldığını belirtiyor. Müzik tarihimizde başlı başına bir ekol geliştirerek bu sanatı yaratan ve icra eden bayan sanatçılarımızı büyük bir saygıyla anarken gözlerinin içi parlıyor. Yaklaşık yüz yıllık bir döneme damgasını vuran kanto sanatçılarımızın bize bırakmış oldukları eserlerine günümüz sanat dünyası ve sanatçılarının neden bu kadar ilgisiz kaldığına ise bir anlam veremediğini, sözlerinin altını çizerek dile getiriyor. Kantoyu tüm yüreğini kaplayan büyük bir tutku olarak ifade eden Ankine Hanım, bu sanatın müzik yaşantımızda sahneyle tanıştığımız dönemlerin ilk ürünlerinden olduğunu belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Enerjik ve hareketli olduğu kadar, düşündürücü hicivler içeren mimik ve ifadeleriyle, seyircisiyle doğrudan diyalog kuran kanto tamamen bize özgü, mozaik kültürümüzün ürettiği bir dans sanatıdır. Seyirciye verirseniz onu baş tacı edecektir. Günümüz müzik otoriteleri bu sanat dalı üzerinde gerektiği kadar dursalar, biraz daha destekleseler, çok kültürlü yapımızın bir ürünü olan kantonun günümüzde de eskiden olduğu gibi ilgiyle izlenilen bir dans gösterisi ve farklı bir müzik türü olarak kabul göreceğine inanıyorum.”

Madam Ankine, “Kanto henüz bitmedi” diyerek, yüreğini kaplayan bu tutkusunu şu sözlerle yineliyor: “Yeter ki imkân tanısınlar; zira biz bu yadigârı, sanat tarihimizde unutulmaz izler bırakmış kanto sanatçılarımız Madam Peruz, Madam Ağavni, Madam Şamiram anısına yaşatmalıyız. Onlar bize teslim ettiği bu eseri, bizde gelecek nesillere ebedi bir İstanbul anısı olarak aktarmalıyız.”

ARMAN TAYRAN
+