Anonim : Hay Olsun Yeter
13 Kasım 2018 - Հակական տոմար - Տարի : 4511 / Ամիս : Տրե / Օր : Պարխար / Ժամ : Առաւօտ

Anonim : Hay Olsun Yeter

Anonim

Anonim Tüm yazılarını göster..

12 Kasım 2011 Bu haber 2.741 kez okundu.  

Hay Olsun Yeter

Geçtigimiz hafta, Marmara Türkçe ekinde Evlenmek Istiyorum baslikli bir ilan dikkatimi çekti. 37 yasinda, Istanbuldan gitme Amerikadan bir avukat bayan, hayatini birlestirecegi uygun bir es için Türkiye Ermenileri arasinda bir arayisa yeltenmis. Ve muhtemelen aradaki mesafe sebebiyle ulasabilecegi kitlenin sinirliligi onu bu ilani vermeye yöneltmis.

Öncelikle bu yaziyi kaleme almama vesile olmasina ragmen yazimin bundan sonraki bölümünde bu bayanin kisisel tavrini tenzih ediyor ve yorumlarimin daha genis kesimin içinde bulundugu hassasiyetler üzerine olacagini belirtmek istiyorum.

Içe dönük, korunmaci ve saglam milli baglarla birbirine tutunmus bir toplum iken, 90 sonrasi rüzgarlarla bizler de yeni bazi degerler kazandik.

Belirli sosyal çevrelerde, karsilikli iliskileri daha yogun ve hatta bir gurup havasinda sürdürdügümüz yasantimiz zamanla farklilasti, genele yayildi ve keskin hatlarin ortadan kalktigi bir modelle kitlesellesti.

Çogu zaman olumladigim bu açilim her ne kadar bizleri kendi önemlilerimizin disindaki dünyalarin da varligini ögrenmemiz noktasinda egittiyse de geleneksel yönümüzün günümüzden talepleri karsisinda bizleri bazi çelskilerle karsi karsiya birakti.

Bu açilim, entelektüel bakisimizda, azinlik hassasiyetleri disinda bir ülke vatandasligi ve hatta bir dünya vatandasligi bilincine ulasabilmemize yön verdigi gibi, popüler kültürün kalitesiz ve yoz saldirilari kimilerimizi tam aksi yönde, kendi öz degerleri dahil hiçbir yarginin anlam içermedigi bir kaosa da sürüklemis oldu.

Iste tam bu noktada, benzer gibi gözüken, fakat birbirinden tamamen ayri iki insan tiplemesi ile karsi karsiya kaldik.

Ilkel maneviyatlarin heyecanindan kurtulmayi basararak, 6 milyar dünya nüfusunun içerisinde 60 bin Istanbul Ermenisinden birisi olmayi pek de öyle -digerleri-nden üstün birsey görmeyen, içinden geldigi kültürü önemseyen, bagini koparmayan fakat israrla da dünya kültürlerinin hayatina yön vermesinden mutluluk duyabilecek, çagdas, ilgilenen, kendisini egitmekle yükümlü, evrensel degerlerin farkinda bir insan olabilmenin derdine düsenlerimiz var.

Iste bu -daha özgür- ortam, bu insanlarin hayatlarini, talepleri dogrultusunda yasamalari adina önem kazanmaktadir.

Ve böylesi talepleri olan, dünya vatandasi bir Ermeni, yasantisinda birlikte olacagi baska kültürden bir es için gelenegin öne sürdügü olumsuz felaket senaryolarina pek de ikna olmayacaktir. Bence, bu zihniyet, ola ki gelenegin yogun baskilarina muhattap kalirsa, cemaatimiz, anlamadigi bir dünyayi tanimaktansa onu bastan kaybetme talihsizligi ile karsilasacaktir.

Tabi ki böylesi bir insan tiplemesinin hayatini ille de farkli milliyetten bir insanla birlestirmesi
sart degildir. Fakat bu riski gören gelenekçi yakin çevresi, -sadece Hay olmasi- sartiyla buldugu her müstakbel es adayini ona dayatarak kendi isini biraz zorlastirmaktadir.

Dolayisiyla, zaten fazla tercih imkani olmayan bu kisi, yasantisina baska bir kabileden es seçerek devam edecektir.

Bu meselenin ikinci ayagi daha da sorunludur. Yukarida bahsettigim popüler yozlugun ürünü haline gelmis yeni jenerasyon (hepsini kastetmiyorum) hayatinin hiçbir safhasinda kalite, etik, kültür ve bilgi ihtiyaci hissetmediginden, çabuk ve çok tüketme ve seçicilik özelligine sahip olmama mantigini harekte geçirerek bir es tayini yolunu tercih etmektedir.

Veya, heyecana kapildigi ve ask benzeri bir duygu yasadiginda, asilik ve özgürlük adina
gerçeklestirdigini düsündügü tavirlarla belki de sahip oldugu yegane deger olan manevi hassasiyetlerini görmezden gelerek hareket etmektedir.

Birakin ayni milliyeti, ayni köyden iki insan bile olsa, bu tarz siradan motivasyonlarla bir
evliligin yürümesi pek mümkün görülmez. Fakat olumsuzluklarin yasanmasi önceden hissedilen bu durumlarda hep gelenegin öne sürdügü -hay bir es bulamadigi için- maazeretine siginilir.

Ve belki çiftler de bu olumsuz finalin müsebbibi olarak özelestiri yapmaktansa, bu kolayciligi tercih ederler.

Hem maneviyatina sahip, hem de bahsettigimiz asilik tavrindan çok gelenegin önerilerine kulak verenler de aslinda bazi risklerle karsi karsiyalar.

Evlenebilmek adina gerçeklestirilen tüm çabalara ragmen, kendi jenerasyonunun dönemini iskalayan gençler, bu isi meslek edinmis birkaç çöpçatan veya genis çevreli taramalar ile görücü usulu bir es tayin etmek zorunda kalirlar.

Iste tam bu noktada -Hay olsun yeter- mantalitesi, muhtemel tüm çekincelerin göz ardi
edilmesine sebeb olmaktadir. Iyice tanimadan ve bildigi halde bazi anlasmazliklari es geçtiginden (bundan sonra çok firsati olmadigini düsündügünden olsa gerek) son yillanda yasanilan bosanma olaylari korkunç sayilabilecek bir durumdadir.

Düsünülmesi gerekilen önemli bir mesele, her durumda da, evlilik ile büyük sorunlari olan bu nesilin çocuklarinin (belki de parçalanmis aile yapilari ile yetisecekler) durumudur.

Sadece cemaat içi polemikler ve birkaç vakif ile ilgilenmenin yetmeyecegi düsüncesiyle ilgili
mercilerin bu durumun farkinda oldugunu umuyorum.

Hayko Bagdat


+