Ararat`a Erivan`dan bakmak - Gündem
16 Ekim 2018 - Հակական տոմար - Տարի : 4511 / Ամիս : Սահմի / Օր : Մանի / Ժամ : Շաւաղօտ

Gündem :

27 Kasım 2011  

Ararat`a Erivan`dan bakmak

Ararat`a Erivan`dan bakmak Erivan kurgulanmış mimarisiyle, kültürüyle, sanatıyla ve insanlarıyla kişilikli bir kent

Bazı kentler vardır, hiçbir zaman gidilecek yerler listesinde yer almaz ama bir gün tesadüfen yolunuz düştüğünde daha önce gitmediğinize çok pişman olur, sonra da aklınız orada kalarak geri dönersiniz. Sonra da herkesle gördüğünüz güzellikleri paylaşmak, yolunuzu düşürün demek istersiniz.
Doğu sınırımızın hemen yanı başında fiziken yakın ama ruhen uzak olduğumuz Erivan da işte böyle bir kent. Ama daha uçaktan iner inmez önyargılarınız yıkılmaya başlıyor, son derece modern, aydınlık, renkli bir havaalanı karşılıyor sizi.
Tabii eski Sovyet refleksi hantal uzun kuyruklar, kapıda alınan vizeler biraz moralinizi bozsa da, dışarı çıkar çıkmaz çarpan kuru soğuk Erivan havası tüm olumsuzlukları alıp götürüyor. Erivan kurgulanmış mimarisiyle, kültürüyle, sanatıyla ve insanlarıyla kişilikli bir kent.

Birbirine yakın ve uzak
Geçirdiği zor yıllar ve ekonomik istikrarsızlığın izleri görülse de kent büyük bir değişim içinde. İnşaatlar, şehrin merkezinde birbiri ardına dizilmiş uluslararası lüks markalar, renkli reklam panoları, kumarhaneler, son model arabalar bu değişimin göstergesi. Hafta başında Kültür Üniversitesi Küresel Siyasal Eğilimler Merkezi GPoT ve ‘Internews’in ‘Türkiye-Ermenistan Diyaloğunun İyileştirilmesi’ ortak projesi kapsamında bir grup gazeteci ile Erivan’a gittiğimde ilk edindiğim izlenim bu oldu.
Üç gün boyunca gazetecisinden sanatçısına, müzisyeninden yemek yazarına, Garni’deki 96 yaşındaki “Ben Aniliyim” diyen ünlü ressam Ruben Babayan’ın annesinden pazarcı kadınlara, sivil toplum temsilcilerinden akademisyenlere toplumun farklı kesimlerinden insanlarla bir araya geldik, sohbet ettik. Şehri ve ülkeyi tanıdık.
Aramızda hemen oluşan yakınlık, iki ülke kültüründe ne kadar çok ortak nokta olduğunu görmek etkileyiciydi. Bu kadar çok ortak noktamız olmasına karşın iki toplumun birbirinden bu kadar kopuk kalması ise bir o kadar üzücü. Ama onları asıl anlamamı sağlayan eşik noktası “Soykırım Müzesi” ziyareti oldu.
Daha önce her giden gibi ben de Soykırım Müzesi’nde çok etkilendim. Bizlere geçmişimizle ilgili tarih derslerinde hiç anlatılmayan, yok saydığımız, görmezden geldiğimiz gerçeklerle yüz yüze geldim. Tabii ki tarifi imkânsız acı duydum. Neyse daha fazla söze gerek yok. Zaten anlatılır bir şey de değil.
Görünen o ki, iki ülkenin birbirini daha iyi anlaması için Türkiye’nin geçmişini hatırlaması, Ermenistan’ın ise acılarını bu kadar diri tutmayıp geçmişini unutması gerekiyor. Artık yaşananların yükünü bir şekilde iki toplum da üzerinden atmalı. Aramızdaki sınır kapısı da umarım yakın bir gelecekte açılır ve iki toplum birbirine daha fazla yakınlaşır.

Erivan mutfağı
Ermenistan’ın yeme-içme konusunda en ünlü isimlerinden biri, yemek araştırmacısı ve televizyon programcısı Sonia Tashjian . Internews Projeler Sorumlusu Sevgili Armen Sargsyan’ın organizasyonuyla Sonia’nın evinde gerçek Ermeni mutfağı ile tanıştım. Aveluk kavurma, pancar salatası, dare hatz (Tanrı’ya şükran sunmak için yapılan yeni yıl ekmeği), peynirli kekikli pide, çeçil, gırgudak (bir cins kısır) ve daha onlarca emekle hazırlanmış yemeğin tadı tabii ki bambaşkaydı.
Erivan’da kültür, sanat ve mutfak birçok farklı kentten daha fazla iç içe. Modern kafelerin yanı sıra geleneksel restoranlar da bu işlevi sürdürüyor. The Club bunlardan en ünlüleri arasında. İçinde ayrı bölümler halinde sanat galerisi, el işi geleneksel objelerin sergilendiği satış bölümü, restoranı, kafesi, konser salonu var. Aynı zamanda restoranında her akşam bir sanatçı canlı müzik yapıyor. Bizim gittiğimiz akşam Ermenistan Devlet Opera ve Balesi’nde stajyer olarak çalışan 2000 yılında 19 yaşında İstanbul’dan Erivan’a gelen Boğos Yeğyazar sahnedeydi.
Erivan’ın bir diğer buluşma noktası ve ünlü restoranı da geleneksel Ermeni mutfağından örnekler sunan Ararat Hall. Restoranın şefi aynı zamanda sahibi olan Setrak Bey de yemek programları ve televizyon reklamlarıyla ülke çapında ünlü bir isim. O gece yediğimiz yemeklerin tümü yalın ama çok lezzetliydi.
Erivan’da geleneksel mutfak sunan iyi restoranlardan biri de Mer Gyux. Küçük bir köy lokantası gibi düzenlenmiş mekânda otantik köy yemekleri hazırlanıyor. Burada denediğimiz en özgün yemek, bir bölümü önümüzde yapılan ‘Vanahaş’tı. Sofraya etli mercimek, ezilmiş sarmısak, yoğurt ve küçük parçalara bölünmüş lavaş ayrı ayrı getiriliyor. Bir kâse içinde hepsi karıştırılıyor. Görüntüsü değil ama lezzeti muhteşem. Burada hayran olduğumuz bir diğer yemek de et suyunda pişirilmiş keşkeklik buğdayla birlikte sunulan ‘dövme köfte’ oldu.

Kırda bir öğlen yemeği
Erivan dışında Garni’deki Sergey’in Yeri’nde ise önce köylü kadınlar tonir’de (tandır) lavaş yaptılar. Sonra da o lavaşlarla birlikte tandırda pişirilmiş köy tavuğu , otlarla hazırlanmış salatalar, üstüne de arası şekerli armutla yapılan tatlı ekmek sunuldu. Ermenistan mutfağının en belirgin lezzetleri arasında elma, kayısı, şeftali kuruları, şekerlemeleri ve dut, nar, kayısı, vişne pestilleri baş sırayı alıyor.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1070684&Yazar=MÜGE AKGÜN&Date=27.11.2011&CategoryID=41



Bu haber ..... kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+