​Soykırımı gören Ermeni yazarı Cumhuryet anlattı: “Bir Direniş Öyküsü: Zabel Yesayan” - Gündem
26 Eylül 2018 - Հակական տոմար - Տարի : 4511 / Ամիս : Հոռի / Օր : Նպատ / Ժամ : Զօրացեալ

Gündem :

09 Şubat 2018  

​Soykırımı gören Ermeni yazarı Cumhuryet anlattı: “Bir Direniş Öyküsü: Zabel Yesayan”

​Soykırımı gören Ermeni yazarı Cumhuryet anlattı: “Bir Direniş Öyküsü: Zabel Yesayan” ​Soykırımı gören Ermeni yazarı Cumhuryet anlattı: “Bir Direniş Öyküsü: Zabel Yesayan”
Doğru bildiği yolda güvenli adımlarla yürüyen bir kadın, bir yazar, bir kadın hakları savunucusu, bir antimilitarist aktivist, bir insan”: Zabel Yesayan. Cumhuriyet yazarı Zehra İpşiroğlu, “Bir Direniş Öyküsü: Zabel Yesayan” adlı makalesinde Osmanlı topraklarında doğmuş ve şiddeti, kıyımı görmüş, yaşamış, çok insana yardım elini uzatmış ilk feminist Ermeni yazarlardan birini anlattı.

1878 yılında varlıklı bir ailede dünyaya gelen ve en iyi okullarda okutlan Zabel, yüksek öğrenimini tamamladığı Fransa’dan İstanbul’a geri dönüp yazar olarak hayatına devam etti. 1909’da Adana’daki Ermeni katliamına tanık olduktan sonar tüm bu dehşet verici manzaraları ayrıntılarıyla kaleme alır. Ermeni düşmanlığını besleyen yönetime başkaldırdığında büyük bir tehlikenin içine düşer. 1915’te bir şekil yurt dışına kaçtıktan sonra sürgünde de yazmaya devam eder, ancak bu sefer de Stalinistlerin eline düşer ve Sibirya’ya sürülür.

İpşiroğlu’nun makalesinde öğreniyoruz ki, Boğaziçi Topluluğu, Zabel Yesayan’ın hayatını konu alan bir oyun sahnelemiştir. Oyunun temel kurgusunu sorgulama sahneleri oluştururken, Zabel’in yyaşamının diğer dönemlerine ve insan ve kadın hakları için amansız mücadelesine de tanıklık ediyor izleyici. Sorgulama, anlatım ve oyun sahnelerinin iç içe geçtiği bu sahnelemenin belki de en temel özelliği çok renkliliği: Zabel’in ailesi, arkadaşları, Adana’daki yetimhanede verdiği mücadele, 1915’te yurtdışına kaçışı.

İpşiroğlu, “Geriye kalan: Dinciliğin, milliyetçiliğin, ırkçılığın yükseldiği ötekilere karşı tahammülün giderek azaldığı, kıyımın, savaşların ortalığı kavurduğu bir ortamda bir kadının mücadelesi... Tarihten bir kesit mi? Evet, Yesayan’ın kitaplarını okumadığım için üç yıl boyunca bu proje üstünde çalışan Boğaziçi grubunun nasıl bir kurgu oluşturduklarını bilemiyorum. Ancak bu kadar şiddet dolu ve çalkantılı bir dönemde bunca acı yaşamış bu kadar yürekli bir kadının yaşamını tiyatroya uyarlamak kolay olmasa gerek. Oyunda şiddetin somutlaştığı sorgulama sahneleri insanın içine yeterince işleyemiyor. Öte yandan bazı sahneler, sözgelimi 1915’de Zabel’in hastaneden kaçış sahnesi, bir tür kara güldürü olarak kurgulanmış olsa bile yüzeysel ya da hafif kalıyor. Sanırım bu da izleyiciyi de gözönüne alan ekibin bilinçli seçimi” diye yazıyor.

Bunun, hem Zabel’in hem de onun çevresindeki diğer kadınların aracılığıyla geçmişte bugünün izlerinin sürdüğü bir oyun olduğunu dile getiren yazar, “Acaba insanların ötekileştirilmesi, milliyetçilik, faşizm, iktidar ve güç, şiddet, kıyım, savaş kadınların hiçe sayıldıkları ataerkil bir dünyanın uzantısı mı? Zabel’in savaşımı aynı zamanda şiddet dolu erkek dünyasına karşı bir savaş mı? İzleyiciye çok şey söyleyen düşündürücü, duygulandırıcı bir oyun” şeklinde oyunu tanımlar.



Bu haber er.....r kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+