Gavuru Gitmiş Mahallesi Kalmıştı, Mahallesi de Gitti - VIDEO - Gündem
17 Aralık 2017 - Հակական տոմար - Տարի : 4510 / Ամիս : Քաղոց / Օր : Ասակ / Ժամ : Խաւարակ

Gündem :

14 Mayıs 2017  

Gavuru Gitmiş Mahallesi Kalmıştı, Mahallesi de Gitti - VIDEO

Gavuru Gitmiş Mahallesi Kalmıştı, Mahallesi de Gitti - VIDEO Toplamda altı kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Sur’da son yasak 2 Aralık 2015’te açıklandı. 9 Mart 2016’da operasyonlar bitti ama çıkacak sokak kalmamıştı.
Türkiye’de yürütülen barış sürecinin sekteye uğraması sonucu PKK ile devlet arasında yeniden başlayan çatışmalar nedeniyle Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Dünya’nın en uzun sokağa çıkma yasaklarından biri uygulandı.

Tarih boyu birçok halkın kültürel mirasını barındıran Sur'da, yaşanan göç, insan hakları ihlali, can kayıpları ile beraber bu tarihsel doku da büyük bir zarar gördü. Bakanlar Kurulu’nun aldığı karar ile Sur ilçesinde yer alan 6 bin 300 parsel ‘acele kamulaştırma’ kapsamına alındı.

Altı mahallede yasak

Yasak ve yıkımın devam ettiği tarihi Sur’dan haberler gelmeye devam ediyor. Sokağa çıkma yasağının başladığı 2 Aralık 2015'den sonra 103 gün süren abluka ve operasyonların ardından 10 Mart 2016'dan bu yana yıkımın devam ettiği Sur’un altı mahallesinde taş üstünde taş bırakılmadı.

Sur Kaymakamlığı’nın resmi sitesinden daha önce duyurulan açıklamada, dokuz mahalleyi (Abdaldede, Alipaşa, Lalebey, Süleyman Nazif ve Ziya Gökalp, Camii Kebir, Camii Nebi, İskenderpaşa ve Melikahmet) kapsayan sokağa çıkma yasağı kaldırılırken, altı mahallede (Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş) ise yasak hâlâ sürüyor.

Suriçi bölgesinin tamamı 1988’de “kentsel sit alanı” ilan edildi. Temmuz 2015’te de Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj’ı UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası listesine alındı.

Operasyonlarda insansızlaştırılan ilçe aylarca top atışları sonucu yerle bir oldu. Kamulaştırma kararı ardından az hasarlı veya hasarsız binaların da yıkılmasıyla ilçe büyük oranda dümdüz hale getirildi.

Aynı zamanda sit alanı olan Suriçi sokağıyla, geleneksel evleri, çeşmeleri, geleneksel ticaret yapısı ve hem sosyal hem de mimari yapısıyla bir bütünlük içerisindeydi.

Yasaklı bölgede çekilen son fotoğraflarda ilçenin en büyük mahallesi olan Diyarbakırlılarca Xançepek ya da Gavur Mahallesi olarak bilinen Hasırlı Mahallesi yok edildi.

Beton bloklar

Kozmopolit ilçenin binlerce yıllık kültür birikimini taşıyan ve kentin en eski yaşam alanından eser yok artık. Mahallede sadece Arap Şeyh Camisi ayakta kaldı. Musevilere ait havranın da yıkımdan nasibini aldığı mahallede Ermeni Katolik Kilisesi ve Ortadoğu’nun en büyük kilisesi olan Surp Giragos Kilisesi de zarar gördü.

Önce insansızlaştırılan sonra yok edilen mahalleye dönüş yolu da kapatıldı. Yasaklı mahallelerin sokak başlarına yerleştirilen beton bloklar ve polis noktaları mahalleye girişleri engelliyor, gazetecilerin mahalleye girmesi de hala yasak. Yaşadıkları mahallelerinden zorla çıkartılan insanların mahallelerine geri dönüp de görebilecekleri bir şey kalmamış.

Yüzde 80 kamulaştırma

Resmi Gazete’nin 25 Mart’ta yayınlanan sayısında Bakanlar Kurulu’nun aldığı karar ile Sur ilçesinde yer alan 6 bin 300 parsel ‘acele kamulaştırma’ kapsamına alınmıştı. Tarihi ilçede yaklaşık 7 bin 742 parsel bulunuyor.

Kararla beraber ilçenin yüzde 80’ine yakın kamulaştırılmış durumda. Mülk sahipleri kamulaştırma kararı ile bir anda evsiz kaldılar. Koruma İmar Planı’nın uygulanmadığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı projesinde plan değişikliği ile mevcut plandaki kentsel donatı alanları da kaldırıldı.

Sokağa çıkma yasaklarıyla Anayasa’da ifade edilen yaşam hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı, seyahat hakkı başta olmak üzere en temel evrensel insan hak ve özgürlükleri açıkça ihlal edildi.

Toplamda altı kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Sur’da son yasak 2 Aralık 2015’te açıklandı. Resmi kaynakların 9 Mart 2016’da operasyonların bittiğinin açıklamasına rağmen, sokağa çıkma yasağı devam ediyor.

Tarih, kültür ve doğa

Yukarı Mezopotamya’nın en önemli kentlerinden olan ve 17 ilçeden oluşan Diyarbakır’ın; tarihi, kültürü ve doğayı buluşturan en eski yerleşim alanı, kent merkezinde bulunan Sur ilçesi.

7 bin yıllık tarihi Diyarbakır Kalesi’ni çevreleyen ve ilçeye ismini veren surlar; Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun ve geniş savunma duvarı olma özelliği ile küresel ölçekte öneme sahip.

Kaleyi koruyan iç ve dış surların üzerinde yer alan oyma, yazıt ve motifler ise otuza yakın uygarlığın izlerini taşıyor. Farklı medeniyetler ve dini inanışlara ait ibadet yapılarıyla kadim dokuya ev sahipliği yapan Diyarbakır kent nüfusunun yüzde 7’sini barındıran Sur ilçesi, 100 mahallesiyle nüfus büyüklüğü açısından kentin beşinci büyük ilçesini oluşturuyordu.

Tarih halen çok canlı

İlçenin, Abdaldede, Alipaşa, Cami-i Kebir, Cami-i Nebi, Cemal Yılmaz, Cevat Paşa, Dabanoğlu, Fatihpaşa, Hasırlı, İskenderpaşa, Lalebey, Melikahmet, Savaş, Süleyman Nazif ve Ziya Gökalp’ten oluşan 15 mahallesi yukarıdan bakıldığında kalkan balığı şeklinde olan surların içinde yer alıyor.

Sur nüfusunun yüzde 45’i yaklaşık 132 hektarlık alandan oluşan Suriçi’nde yaşıyordu.

Diyarbakır’da haber sırasında konuştuğumuz insanlar çok canlı bir şekilde olan biteni anlatıyor. Sadece yakın dönem değil 1915’te yaşananları da canlı bir hafızayla anlatıyorlar.

Ermenilerin tehcir edilmek üzere toplanması ve Kürtlerin “zindan” dedikleri yerlerde öldürülmesine dair Diyarbakır’ın her ilçesinde pek çok hikaye var.

Değişen sakinler

Aynı yıllarda Mezopotamya’da ve Anadolu’da yaşayan Süryaniler de zorla göç ettirildi ve öldürüldüler. Toplam ölü sayısının yaklaşık 300 bin olduğu tahmin ediliyor.

Diyarbakır’da 1914’e kadar Ermeni nüfus 73 bin iken, 1918’de bu rakam 3 bine; Süryanilerin nüfusu ise 100 binden 27 bine düştü.

Bazı kaynaklarda değişkenlik göstermesine rağmen Osmanlı, Ermeni ve Kürt tarih araştırmalarında Diyarbakır’da 1915’ten önce, nüfusun yüzde 30’a yakını başta Ermeniler olmak üzere Süryani, Keldanilerden oluştuğu genel kabul görüyor.

Kilise Vakfı'ndan Gafur Türkay anlatıyor

Diyarbakır Surp Giragos Ermeni Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Gafur Türkay da Gavur Mahallesi’ne dair anılarını ortada mahalle diye bir şeyin kalmadığını söyleyerek içi buruk konuşuyor.

"Diyarbakır’ın eskiden beri bir Ermeni kenti. 1915’e kadar Sur’un içi ve orada yaşayan nüfusun yüzde 60’ı Hristiyan yüzde 40’ı Müslümandı. Bunun da büyük çoğunluğunun Ermeni olduğunu biliyoruz.

"Gavur mahallesi olarak bilinen mahallelerin hepsi Ermenilerle, Ermeni mimarisiyle, eski taş evlerle anılan mahallelerdi. Çok eskilerden itibaren mimarisiyle yaşam tarzıyla hatta yemek çeşitleriyle ve musikisiyle buralarda Ermeni sanatçılar yaşarlarmış.

"İşte akşama kadar herkes işinde gücünde sonra herkes sofrasını kurar cümbüşünü, aletini getirirmiş. Mesela Sami Hazinses, Bedriye Aysel, Coşkun Sabah o mahallede doğmuştur. İşte böyle tarihten itibaren hep böyle Ermenilerle anılan bir yerden bahsediyoruz.”

Sokak da yok

Kilise Vakfı'ndan Gaffur Türkay, "Baktığımızda Ermeniler açısından çok hüzün verici bir şey," diyor ve bugüne dönüyor..

“Belki biraz abartıyor olabilirim ama Ermenilerle anılan hiçbir şeyi bırakmamaya çalışmışlar. Hani eskiden derlerdi ya gavuru gitmiş mahallesi kalmış, şimdi mahallesi de kalmamış gibi geliyor bana. Maalesef o izler yok edildi o yaşam tarzını bugünlere taşıyan simgeler hepsi bir bir yok edildi.

"Eskiden Dört Ayaklı Minare’den aşağı indiğinizde göreniniz vardır çok daracık sokaklar vardı. Çok meşhur ‘küçeler’ diyorlar ya, hani o küçeler, o sokaklar, daracık sokaklar... Arabanın sığmakta zorlandığı sokaklara şimdi uçak inebiliyor.

"Dolayısıyla oradaki tüm tarihi doku yok edildi. Şu an aslında biz sersemlemiş durumdayız. Ben Diyarbakır’da yaşayan bir vatandaş olarak sersem bir haldeyim.

"Hiç birşey olmadıysa bile şu an da Mıgırdiç Margosyan sokağı yok, evi de yok mahallesi de yok Gavur Mahallesi diye bir mahalle kalmadı maalesef.”

Makbule Ana: Sur dışında yaşayamam

Daha önce Hasırlı Mahallesi’nde yaşayan ve Sur’u terk etmeyip Sur’dan geriye kalan bir mahallede yaşayan soyadını vermek istemeyen Makbule Ana’yı da dinledik.

Mahallesinin dümdüz edildiğini ağıtlar eşliğinde anlatıyor. Geriye evinden hiçbir şey kalmadığını gözü yaşlı anlatan Ana, Sur dışında başka yerde yaşayamayacağını dile getiriyor.

"Film çekiyorlar" yalanı

Sur’da ayakta kalan sokaklarında dolaşırken bir evin camından “Bizim de evimizi yıktılar” diye bir ses duyuyoruz; kamerayı sesin geldiği yöne çeviriyoruz.

Bir baba olanları anlatırken küçük üç kız çocuğu da babalarının anlattıklarını dinliyor. Baba yıkılan Hasırlı mahallesinde oturduğunu, dört ay boyunca bodrumda annesi, babası, eşi ve çocuklarıyla aç susuz kaldıklarını, bodrumdan çıkana kadar da her gün “bugün öleceğiz” korkusuyla yaşadıklarını anlatıyor.

O an korkmasınlar diye çocuklarına mahallede film çektiklerini söylemiş. Çocuklar dışarı çıkınca gerçeği görmüş.

Başka bir küçede bir amca yanımıza yaklaşıyor ve ayaküstü başlıyor yakınmaya. Yıkılan üç kat evi için birkaç kuruş para alabildiğini evden de hiçbir şey kurtaramadığını söylüyor. Oturduğu ev gibi mahallesinin de dümdüz edildiğini içi acıyarak anlatıp küçeler içinde gözden yavaş yavaş kayboluyor.

Bu haber Er.....r kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+